GALERİ

www.ozkanturker.com


 

Anasayfa  Galeri Menü

Spitfire Mk.IX E
1/48 Hasegawa
Tolga Ülgür

 

 

Tarihçe

 

1941 yılının sonlarında Focke Wulf ların sahneye çıkarak Spitfire Mk V lere üstünlük sağlaması RAF’ı yeni arayışlara yöneltmiş. Radikal ve yeni bir tasarımın hayata geçirilmesi uzun zaman alacağından mevcut Mk V lerin geliştirilmesinde karar kılınmış.

Bu çabaların sonucunda katalog kayıtlarında Type 361 olarak adlandırılan  Spitfire Mk IX ortaya çıkmış. Toplam 1255 adet üretilen Mk IX larda 1565 hp lik Merlin61, 1650 hp lik Merlin63 ve 1580hp lik Merlin66 motorları sakınılmadan kullanılmış.

Mk V lerin 19,500 feet irtifadaki 369 mph lik maksimum hızına karşılık   Mk IX lar  25,000 feet irtifada 408 mph hıza ulaşabilmekteydi.

1942 yılında servise giren Mk 9 larda iki farklı tip kanat ve buna paralel silah platformu kullanılmış .

-Universal C tip kanat:  Kanatlar şekil olarak öncekilerden farksız; 2 adet 20 mm Hispano top ve 4 adet 0,303 inc Browning makinalı mevcut.

-E tip kanat: Kanatlar alçak irtifa için tasarlanmış uçları küt bir yapıya sahipler; 2 adet 20 mm Hispano top ve 2 adet 0,5 inc lik makineli tüfek mevcut.

Önceleri bilinen klasik kuyruk dümenlerine sahip olan Mk9 larda sonradan sivri uçlu dümenler kullanılmış.

Türk Hava Kuvvetleri İkinci Dünya savaşının sona ermesinin ardından Spitfire ların standart avcı uçağı olmasında karar kılmış. Buna paralel olarak Ocak 1947 ile şubat 1948 döneminde 170 adet Mk.9  6201 den 6369 a kadar  numaralandırılarak envantere girmiş. (Ancak Ole Nikolajsen in kitabında bu rakamın RAF kayıtlarında 204 olarak göründüğü vurgulanıyor.)

Mark 9 ların bir kısmı zaman içerisinde P-47 D30 lar ile değiştirilse de ,141 ve 142 nci filolar tarafından 1954 yılının  kasım ayına dek kullanılmışlar. Aynı yıl F-84 lerin gelmesiyle jet çağına daha fazla direnemeyerek hizmetten çıkarılmışlar.

Modeli yapılan uçak 6275 kuyruk numaralı Spitfire Mk IXe .

Model :

 

Model olarak Hasegawa’nın 079 nolu Spitfire Mk IXc kitini kullandım. Hasegawa’nın yıllar önce çıkarmış olduğu kit hakkında zamanında iyi / kötü yorumlar yapılmıştı. Genel olarak Hasegawa standartlarına sahip  modelin yapımında rahatsız edici herhangibir unsur bulunmamakta. Ancak bazı ecnebi perçin sayar uzmanlar burun kısmının olması gerekenden yaklaşık 2 mm kadar kısa kaldığını yıllar önce tespit etmeyi başarmış ve bu konuda hassasiyet sergilemesi muhtemel modelcileri önceden uyararak vatandaşlık görevlerini fazlasıyla yerine getirmişlerdir. Amin..

Bu ,insanın içini burkabilen ve belki Freudien takıntıları da tetikleyebilecek potansiyele sahip  kısalık  mevzu dışında bana göre piyasada bu ölçekte bulunabilecek en iyi kit Hasegawa nınki. Kafayı 2 milimetreye takarak modelin başarısız kalacağı endişesi taşıyan modelciler bir short run üretim olan ICM’in kitinin daha doğru ölçülere sahip olduğu teorisine sıcak bakabilirler. Bu teori akademik çevrelerce doğru kabul edilse bile daha önceleri elime geçirip inceleme fırsatını bulduğum ICM kitinin yapım sırasında çıkarması muhtemel potansiyel arızaları düşününce tercihimi kolayca Hasegawa’dan yana kullandım. Isterseniz ve aynı zamanda zengin iseniz bir kit parası daha vererek “LOON Models” firmasının Hasegawa için çıkardığı düzeltilmiş rezin komple gövde setini de edinebilirsiniz. Yok artık bu kadarı da fazla canım diyorsanız benim gibi kafayı 2 mm ye takmadan aynen devam edersiniz. (Bu arada gerçek uçakta bu kısalık 9,6 santimetreye tekabül etmekte; önemli olan işlevselliktir deyip geçelim biz en iyisi )

 

Yapım

 Günlerden birgün (canım sıkılmış olmalı ki) “benim türk spitfire mk9 yapasım var  fena  halde “ diye Özkan ın kapısını çaldım. Özkan ın portföyünde yapılan araştırmanın neticesinde az bulunur bir fotoğraf üzerinde mutabık kalmayı başardık. Fotoğraf hoşuma gitmişti. Çıplak Metal tadında bir Mk9 fikri cazip geldi. Hemen harekete geçmeye karar verdim.Geçtim de.. Okuma alışkanlığını kaybetmeyenler için hikayenin devamı aşağıda ;

Türk Hava Kuvvetlerine ait bir Spitfire Mk9 yapmak için Hasegawa nın  kiti üzerinde bazı değişikliklerde bulunmak gerekmekte.Bu değişiklik aslında kitten çıkan C tipi kanatları sonraki dönem E tipi kanatlara çevirmekten ibaret.

Ben kısa yol  olarak Ultracast ın Hasegawa için üretmiş olduğu  rezin “E” tipi silah kapaklarını  getirtmeyi seçtim. Bu değişikliğe ilave olarak C tip kanatlarda mevcut olan ancak E tip kanatlarda bulunmayan diğer 2 şer adet makinalı tüfek yuvasının ve bunların kanat altında yeralan kovan tahliye boşluklarının da ortadan kaldırılması gerekmekte .

Bu bölgeler gerek macun gerekse halk arasında  “japon yapıştırıcı” olarak da bilinen “cynoacrylate” ile kapatılıp tesviye edildiler.

Kanatlarda yeralan Hispano topların seçiminde de dikkatli olmak lazım.Yapım kılavuzu doğal olarak size C tip kanat yaptırmaya programlandığından 34 nolu uzun namlu parçalarını kullanmanızı işaret etmekte.Ancak biz E tip ile meşgul olduğumuzdan 32 nolu kısa namlu parçalarını seçmeliyiz.

Kanatlarla bu kadar oyalanmayı yeterli bularak kokpit ile devam ettim. Gövde parçalarındaki kokpit iç duvarlarının detayları oldukça başarılı.Açıkcası herhangibir ilaveye gerek duymadım. Bu elemanlar Gunze yardımıyla boyanıp bir miktar eskitildiler.

Diğer kokpit parçalarının da boyanarak birleştirilmesini koltuğun bakalit rengine boyanması izledi.Koltuk üzerinde, uzun zamandır alışkanlık haline getirdiğim üzere, Eduard ‘ın setinden çıkan metal kemerlerini  kullandım.

Gösterge tablosunun detayı fena olmasa da bu parçayı daha da iyileştirmek istediğimden yine Eduard ın kokpit setinden çıkan metal elemanlara yönelmekte bir sakınca görmedim.

Kokpitin montajının ardından gövde kapatıldı. Az da olsa birleşim yerlerinde tesviye gerekebiliyor.Ardından kanatlar gövdeye yapıştırıldı. Kanadın arka alt ucunun gövdeye temas ettiği kısım ile kanat kökleri de tesviye istiyor.(Sonuçta Tamiya daki gibi mükemmel bir oturma gerçekleşmiyor. )

Sırada yatay stabilizatörler var. Normal şartlarda kolayca geçilen bu safhada bu kez elevatorleri inik olarak yapmak istediğimden  Ultracast ın elemanlarına müracaat ettim. Sabit kısımlar yapıştırıldıktan sonra kök kısımlarında gereksiz ve de beklenmedik bir macun / zımpara macerası yaşandı. Kutudan çıkan parçalar kadar rahat ve düzgün oturmuyorlar nedense. Ammavelakin  macun , zımpara ve su üçlüsüne daha fazla dayanamayarak makul hale geldiler sonunda.

Son tesviye işlemlerinin ardından ,artık boyasak mı nedir?

Cihazın tamamının (kokpit ve iniş takım yuvaları hariç diyelim) siyah astarla tanışmasını müteakip Alclad marifetiyle natural aluminium boyama safhasına gelindi. Boyandı da.

 Ardından burun kısmındaki “anti glare panel” olarak adlandırılan alanı siyaha boyadım. Referans fotoğrafındaki gibi bu bölge oldukça yıpranmış ve boyada yoğun dökülmeler yaşanmış. Bu etkiyi modele yansıtabilmek için Özkan ın önerisi ile koli bantı kullanarak harekete geçtim. Pek kolay sonuç alabildiğim söylenemez ,belki boya pek bir sağlamdı belki de paket bantının yapışkanı kıllanıp tüylenmiş de olabilir. Uzunca bir süre uğraşıp önemli miktarda bant heba ettikten sonra bitirdim. Bazı kısımlara da ince zımpara ile destek verdikten sonra bu hale geldi.

Sırada çıkartmaların uygulanması var; Gövdedeki forslar ile kuyrukta yer alan bayrak Turquoise decal setinden karşılandılar. Ancak kanatlardaki kare forsların boyutunu Turquoise ın setindekiler karşılayamadıklarından bu forsları maskeleyerek boyamak durumunda kaldım. Gövdedeki ve kuyruktaki numaralar ise yedek kutusunun muhtelif derinliklerinden tedarik edildiler.

Modeli yapılan Spitfire Mk9 önceleri klasik RAF kamuflajına sahip iken sonradan üzerindeki boya kazınarak metal görünümüne kavuşturulmuş .Bu nedenle genel olarak yıpranmış bir görüntü çiziyor.Bu durumu yansıtabilmek için özellikle gövdede bir miktar yağlı boya ile yıpratma işlerine de giriştim desem; eh yalan olmaz .

Kutudan çıkan egzostlara burun kıvırıp yine Kanadalı tedarikçinin yollamış olduğu rezin parçaları kullandım. Egzostları farklı tonların karışımı ile boyayarak yerleştirdikten sonra referans resimdeki gibi ağır bir egzost kirlenmesine zemin hazırladım.

Kanatlaraki namlu ve kovan tahliye deliklerinde savaş ortamında bulunmadığı için önemli bir kirletme yapmak istemedim. Gövde altında Spitfire larda sık rastlanan yağ sızıntısını uygulamayı ihmal etmedim.

Kokpit içerisinde kutudan çıkan gunsight ın halini hiç beğenmediğimden daha önceleri  getirtip tekini de kullanmış olduğum Cutting Edge firmasının British GM -2  ürününü kullandım. Sonuç daha doyurucu oldu sanki.

Artık bitti bu derken son bir ilave daha yapmak istedim. Pilot kabini giriş kapağında da tercihimi Ultracast dan yana kullandım. Eh pes doğrusu..

Bana ayrılan sürenin sonuna gelirken yukarıdaki satırlarda ayrı ayrı bahsi geçen ve bir türlü bitmek bilmeyerek okuyanın yüreğini daraltma ihtimali bulunan “bu kitte kullanılmış ilave ürünleri” aşağıda topluca sıralamak iyi olur kanaatindeyim. Bunca ıvır zıvırı el kadar plastik parçasına tıkıp tıkıştırmak değmiş mi artık siz karar verin. Değmemişse de canınız sağolsun nedir yani?

 

-         Ultracast E wing Cannon Bay –  48092

-         Ultracast Late style Control surfaces – 48086

-         Ultracast Spitfire Mk9 Flared exhaust – 48083

-         Ultracast Spitfire pilot access door – 48089

-         Eduard Spitfire Mk 9 cockpit set –  FE203

-         Cutting Edge – British GM-2 Gunsight  CEC48157

-         Turquoise Decal TuaF fors ve bayrak seti

 

İyi modeller.

Tolga Ülgür © 2006

 

 Referanslar:

Spitfire in action   -  Squadron Signal

SAM Publication :Supermarine Spitfire part 1 : Merlin Powered spitfire

Turkish Military Aircraft  Since 1912 - Ole Nikolajsen

 

Bu sayfadaki yazı ve fotografların tüm hakları  www.ozkanturker.com sitesine ve yazarına aittir. İzinsiz kullanılamaz.